Ali Sami Yen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ali Sami Yen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mart 2010 Cuma

ALİ SAMİ YEN AIRLINES'A TRAJİKOMİK CEZA




Önceki günlerde yazıya döktüğüm "Ali Sami Yen Airlines" isimli metnin ikinci bölümüne hoşgeldiniz.


Gs - Ankaragücü maçında, Ali Sami Yen Airlines tarafından, aşağı kata uçurulan kardeşimize yapılan bu hareket, beklediğimiz gibi cezasız kalmadı. Çok sevgili, saygıdeğer TFF, Gs kulübüne, bu olayın sonucunda gereken cezayı verdi.


Cezaya gelince...


100.000 TL. Evet  evet, sadece 100.000 TL.


Şimdi şöyle bir geçmişe gidelim... İnönü'de, Cihat Aktaş adındaki kardeşimiz, tatsız bir olayın sonucunda can vermişti tribünde. Bu olayın karşılığı olarak, Beşiktaş kulübü, 5 maç ceza almıştı. Bugüne döndüğümüzde, yine insan canına kast edilen bir olay yaşandı Ali Sami Yen tribünlerinde. Sonuç olarak, Galatasaray kulübüne 100.000 TL. ceza kesildi. İki olayın tek farkı, bu olayda can kaybı olmaması. Yani, can kaybı olursa 5 maç sahanız kapanır, can kaybı olmazsa para cezası ile yırtarsınız...


Şimdi sormalı... Diyarbakır'a, sahaya girmenin bedeli olarak üç maç daha ceza kesen federasyon, tribünden aşağı adam atmanın bedelini para ile mi ölçüyor? Bu esnek ceza yöntemi, önümüzdeki maçlarda, tribünlerden düşecek nice adamların yolunu açmaz mı? Bu arada, Diyarbakır'ın küme düşürülmesi gerekiyordu, onu da başaramadı federasyonumuz. PFDK ceza yasasında, maddelerde böyle bir ibare bulunmasına rağmen, ne yazık ki bunu başarabilecek cesareti gösteremediler.


Neyse, Ali Sami Yen'e geri dönersek, bu federasyon ile, bu zihniyet ile, Avrupa Şampiyonasına ev sahipliği yapmamızın da zor olduğunu düşünüyorum. Bu kirli oyunların içinde olmaktan, bunları gözlemlemekten, insanın midesi bulanıyor bazen. Zevkler ve renkler tartışılmaz ama, başında bulunduğunuz kuruma, bulunduğunuz konuma biraz olsun saygı gösterin ve renginizi bu kadar da belli etmeyin!

22 Şubat 2010 Pazartesi

DERBİ, SELENA VE TEHLİKE ALTINDAKİ DEĞERLER

2010, ilk derbisini geride bıraktı dün gece...


Şeref Bey Stadyumu'nda, Beşiktaş ile Galatasaray karşı karşıya geldi. Galatasaray avantajlı gelmişti Dolmabahçe'ye. Beşiktaş'ın ise kaybetme gibi bir lüksü yoktu. Kaybetttiği takdirde, lige havlu atacak, kazandığı takdirde ise, rakibinin ensesine yapışacaktı puan cetvelinde.


Beşiktaş'ın yoğun baskısı, direkten dönen ve çizgi üzerinden çıkarılan toplarla geçti ilk 45 dakika. İkinci yarıda ise karşılıklı atılan iki gol, maçın skorunu tayin etti... 1-1.


Lakin, maçın önüne geçen bir durum yaşandı maç sonrası. Şeref Bey Stadyumu'ndan istediklerini alan Galatasaraylı taraftarlar, bizim şu meşhur "Yıldırım Demirören Yeter" tezahüratını söylemeye başladı. Asıl kriz de böyle başladı işte... Rakip takım taraftarı tribününe yakın olan bir grup, Galatasaray'ın efsane isimleri Ali Sami Yen ve Metin Oktay'a, umarsızca, dümdüz küfüre başladılar.


Aslına bakılırsa bu grup ve onlara eşlik eden bir tutam taraftar daha, maç öncesinde Arda'ya ve onun sevgilisi Sinem Kobal'a da yakışıksız sözler sarfettiler. Selena bestesini kendi sözleri ile harmanlayarak, ekşi bir tat yarattılar.


Beşiktaşlılık diyoruz... Diyoruz da, sanırım artık onun ne olduğunu unutuyoruz. Unutuyoruz diyorum, çünkü bu hepimizin suçu. Hem bunu yapanların, hem de buna izin verenlerin suçudur bu olay.


Küfür, tribünün olmazsa olmazlarındandır, kimse inkar edemez. Ancak, edilen küfürün nereye gittiğine bir bakmak gerekir. Kaldı ki, bu olaylar bir tek Şeref Bey'de olmamaktadır. Bu ülkenin hemen her stadyumunda, rakip takım taraftarına, futbolcusuna, başkanına, vesairesine küfür ediliyor. Hem de en okkalısından!

Bazı arkadaşlarım diyorlar ki; Galatasaraylılara az bile! Evet, ben de hiç haz etmem Galatasaray'dan. Beşiktaş'ımın şampiyonluklarını masa başı işleri ile çalan, her türlü deşifre olduğu halde bunu hala utanmadan inkar eden Galatasaray'ı sevmem... Tek suçu, Ali Sami Yen stadyumu önündeki durakta otobüs bekleyen Mühendis Oktay'ı, 25-30 kişi toplanıp linç eden Galatasaray'ı sevmem, sevemem!


Ancak!


Bazı değerler vardır Türk futbolu için, korunmalıdır. Nasıl ki biz, Baba Hakkı için, Şeref Bey için, Süleyman Seba ve diğer büyüklerimiz için küfür edildiğini duymak istemezsek, Ali Sami Yen ve Metin Oktay için de aynı duyguları hissetmeliyiz. Bizim kültürümüzde ölünün arkasından konuşulmaz. Kaldı ki küfür, hiç olmamalı. Olmadı, yakışmadı.


Beşiktaş tribünü günden güne değişiyor, çehre değiştiriyor. Beşiktaşlıyı, Beşiktaşlı yapan, onu diğerlerinden farklı kılan değerler, bir bir unutulmaya yüz tutuyor. İşte esas tehlike bu. Çirkinliklere çirkinlikle karşılık vermek bizim adetimiz değildi. Maalesef öyle olmak üzere... Beşiktaş tribünü, kendine bir an önce gelmezse, ipin ucu kaçacak ve "diğerleri"nden bir farkımız kalmayacak.


Uyanın! Lütfen!